🌐 Keçmişin izi, gələcəyin sözü
18 İyul 2026, saat 11:32   •   🌡️ Bakı

Tuğba TEZCAN AKKURT

ANNE

Bir sabah rüzgârı gibi okşar sesin içimi,
Kalbimi uykudan şefkatle uyandıran bir ezgi.
Ellerin yorgun ama vazgeçmez anne,
Her dokunuşta dünyayı sırtımdan indirir.
Halimi gözlerimden anlayanımsın,
Bir bakışınla dağılır dumanlı düşünceler.
Lakin sen,
Gönlündeki sözcükleri yıldızlara dokusan da anne, Göğe nazar eden okur-yazar bulamazsın bazen. Zaman hayat penceremin pervazına umut serper,
Büyüdüm sanırım.
Ben mi büyüdüm yoksa
Senin duaların mı büyüdü içimde anne?
Kırılmış düşlerimi senin ellerinle toplarım usulca yerden, Her parça gelecek yarınlara hevesli.
Suskunluğun bile şu yetim gönlüme mesken olur anne,
Sen sussan da hep benimle ol! Çünkü sen kelimelerden ziyade, Huzurun ta kendisisin. Bir akşamüstü serinliği gibidir nefesi, Örtmeyin üstümü!
Üfürsün nefesini yüzüme rikkatiyle annem.
Yorulsa da sırtındaki dağlar kadar yüküyle,
Gülüşünü eksiltmesin içimden.
Saçlarına düşen aklar,
Acıyla geçen yılların ve emeklerin izi.
Her telinde saklı bir hikâye,
Her hikâyede biraz ben biraz biz…
Anne!
Biliyor musun?
Adını söylemek bile yetiyor bazen,
İçimde yıpranan ne varsa,
Sessizce onarılıyor o anda.
Ve bil ki yorulduğum anlarda hayattan,
Senin gibi Eyyüb’ün sabrını hatırlayacağım.
Ben en büyük gücün adını senden öğrendim.
Her duamda adın geçer farketmeden dilimde,
Bir zikir gibi dökülür dudaklarımdan anne,
Çünkü sen sadece anne değil,
Rahmetin dünyaya açılan kapısısın.
Senin varlığın bir cevap değil, Soru sormayı unutturan bir güven,
Varlığına sonsuz şükürler olsun anne!

Tuğba TEZCAN AKKURT

DUHA YANKISI

İçimde bitmeyen sessiz bir çığlık,
Bilmem ki diner mi dünyevi sığlık?

Felek yalınkılıç, ruhumda hicran,
Rücu bekliyorum kalbimde her an.

Gaflette gökyüzü, ışığı kesik.
Ebemkuşağının bir rengi eksik.

Melekler bekliyor, ellerinde mum,
Nefisler yücede, derin uçurum.

Düze çıktığın an, ne tutkulusun!
Yak şöhret tacını, Rabbin kulusun!

Vicdan adalete olursa fener,
Adalet dünyada en büyük hüner.

Evlad-ü iyalle kuşatılmışız,
Ebedde mahzene tek atılmışız.

Mühlet vermiş bekler bizi Yaradan,
Kopar mıyız bilmem ki masivadan.

Diriler uyandı desen inanmam,
Ölüler mi yoksa, hani serencam?
Uyanıp duymalı gaybi sesleri,
Bir Duha yankısı, ezelden beri.

Tuğba Tezcan AKKURT

SARNIÇ

Bilge bir sarnıçtır hayat,
İçinde gözyaşları biriktiren.
Yaz sen defterin başına ey çocuk!
Eyyüb’ün sabrıyla akar her oluk. Tak bağrına küçük bir serçenin kanadındaki azmi,
Kanadınla ula göklere umudu.
Aşılmaz kulaç atmadan bu derin kuyu.
Yakup’un hüznü, Yusuf’un sırrı,
Açtırır hikmet sayfalarını.
Merhamet denen hasleti vursa da düş avcıları,
Hatırla, adımlarınla savurduğun hazan yapraklarını!
Yerde taş, gökte hilal ağlasa da
Son bulur bir gün,
Mazlumun hüznü.

Tuğba TEZCAN AKKURT

YANKI

Munis bir tebessüm kadar sıcaktı dalgalar,
Başı dumanlı dağlar gibi düşünceli tayfalar,
Bitmez bu diyarda sorgu sual…
Müşfik bir uçurum seslenir,
Haydi, vakit dar!

Soluklar tutulur, sesler çınlar,
Nefes nefese kalır dört nala koşan atlar…
Bir ses yankılanır semada,
Umut hep var, umut hep var!

Tuğba TEZCAN AKKURT

GÜZ TELAŞI

Bir güz telaşı var gönlümün sokaklarında,
Hicret ediyor neşe,yağıyor hüzün…
Gün gün azalıyor ömrüm,
Soluyor yüzüm…

Adımlarımda gazellerin sesi,
Harf harf eksiliyor,
Lügatımdan sözüm…
Bir güz telaşı var gönlümün sokaklarında,
Her bir yaprak dökülürken dile geliyor,
Doluyor günün, doluyor günün…

Tuğba TEZCAN AKKURT

 

PERDEDAR

Gülümse hadi, yüzün hüznüne perdedar olsun!
Savur adımlarınla hazan yapraklarını!
Adımların hazana perdedar olsun.
Sen değil miydin ufukları yarıp çıkagelen?
Gün dönümleri geceye perdedar olsun
Avazını sal dağlara gücün yettiğince!
Avazın sükûta perdedar olsun.
Duanı uçur göklere!
Duan mazluma perdedar olsun.
Yaşamak bugün de bitti bak!
Ölüm gaflete perdedar olsun…

Tuğba TEZCAN AKKURT

ÇOCUK

İçimin acısı dindi diyordum,
Sesin yüreğimi dağladı çocuk. Yüküm biraz biraz indi diyordum,
Omzumu çökertip ağladı çocuk.

Baharda zemheriyi yaşıyorsun,
Çilen daha yeni başlıyor çocuk. Enkazdan yüce dağlar aşıyorsun,
Ruhun acıları taşlıyor çocuk.

Annenin yüzünde derin çizgiler, Hayat iz bırakıp gidiyor çocuk.
Babanın dilinde acı ezgiler,
Ömür böyle akıp gidiyor çocuk.

Tuğba TEZCAN AKKURT

 

GÜLÜMSERSEN ÖLÜME

Bir gecenin cürmü mü bu zifiri karanlık?
Sessizliğin rengine ayna tutsam bir anlık.

Görünür mü ki bilmem gizemli fotoğraflar?
Tozlanmış kitaplarla bezenmiş bütün raflar.

Nerede ahde vefa, riya en büyük tuzak,
Tuzağa düşmüş insan, ihlas evlerden uzak.

Ben de ezelden beri nefsimle bir cenkteyim,
Halastan çokça uzak, boz bulanık renkteyim.

Ta alem-i ervahta tenha bir ışık doğar,
Gökten penceremize rahmet, bereket yağar.

Kader geçirir bizi ince ince elekten,
İyilik kalır bir tek heybemize felekten.

Yüzümüzde okunur hece hece tüm vahdet,
Bizden tek beklenense kelime-i şehadet.

Hakikati bıraktık malayaniyi tutup,
Okunmadı hakkınca yüceden gelen mektup.

Seslere aldırma hiç gelir ise solundan,
Alıkoymasın seni maneviyat yolundan.

İnsan ömrü boyunca talip olur sefere,
Sura üflenene dek ulaşamaz zafere.

Zafere giden yolda dizi dizi engeller,
Gülümsersen ölüme, yolunda açar güller.

Tuğba Tezcan AKKURT

Mənbə: Odlar.media